26/12/2006 · Kategori: harici zirvalar
26.12.2006 salı
Parlak ve Öylesine
I
güneş
bırakıyor gülüşünü
üzerinde, taşın
II
sadece bir yol
şu tarlakuşları-
ince bir gecede
III
sis, -geride kaldı
çeviriyor yüzünü:
bir pencere gibi
IV
bitti, diyor
donan karınca.
kış!
V
evet-
terk edilmiş bir çiçek
yola çıkmak.
HAYIR VARDIR
Bir zamanlar Afrika da ki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına
gelsin ister başkasının,ister iyi olsun ister kötü,her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: "Bunda da bir hayır var!"
Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!"
Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
"Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? "Ve sonra
da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine
götürdüler. Ellerini,ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir, bir anlattı.
"Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış.
İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi." "Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı. "Bunda da bir hayır var."
"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral. "Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." "Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum,değil mi? Ve sonrasını düşünsene
Yazarın mutluluğunu yaşamak..
Çocuk bahçesi gibiydi ortalık.. Cıvıl cıvıl.. Tıklım tıklım.. Babasının sırtındaydı bir ufaklık.. Belli yorulmuştu.. Onlara baktım uzun uzun ve mutluluğu yaşadım..
Bir şey söylüyorsunuz okurlarınıza.. Bir tavsiyede bulunuyorsunuz.. Sonra bakıyorsunuz, dinlemişler sizi..
"Son iki gün.. Kaçırmayın" demişsiniz.. "Çocuklarınızı da alın, götürün" demişsiniz.. Aynen öyle yapmışlar..
Ben resim, heykel eleştirmeni değilim.. Sadece duygularım ve zevklerimden oluşan izlenimlerimi yazarım..
Pazar günü ikinci kez dolaşırken Contemporary Art İstanbul'u bakıyorum..
"Favorim" dediğim, Seçkin Pirim'in favorim heykeli satılmış..
"Bu Adanalı delikanlıya dikkat" demiştim.. Mustafa Özbakırlar satılmış..
Haldun Özden, Hikmet Karabulut tüm yapıtlarını satmışlar.. Mahmut Karatoprak satmış, sattıklarının yerine yenilerini asmış..
İlk gün hızla dolaşırken atladıklarım olmuş.. Onları TV8'den gelen arkadaşlara işaret ettim, çektiler.. Yaşamdan Dakikalar'da sunacağız.. Mesela Çığlık diye olağanüstü bir tasarım.. Burçu Perçin'in çarpıcı tabloları.. Fatih Kızılcan'ın boyayarak değil, silerek yaptığı enfes tablolar.. Tuvali hazırlıyormuş önce, siyah is gibi.. Sonra silmeye başlıyor, geriye kalan enfes bir tablo.. Hani Rodin'in "Heykel taşın içinde, ben fazlalıkları alıyorum" deyişi var ya.. Fatih de karanlığın içinden fazlaları alınca, geriye "Resim" kalıyor.
Contemporary Art Direktörü Orhan Taner'le bir kahve içtik.. "Bu fuarı dünyanın ilk onu arasına sokacağız" dedi.. "Dört gün az, iki hafta sonunu içeren 8 güne çıkaracağız" dedi.. "İstanbul dışına da taşıyacağız" dedi.. Eskişehir, Antalya, Ankara, İzmir..
Bu fuar, Contemporary Art Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gürol, benim çok sevgili dostum, 40 yıllık kardeşim Gazanfer Gür'ün taşıdıkları suyla dönen bir değirmen oldu, onlara da kutlamalar..
Hafta sonunun tümü benim için bir sanat cümbüşü oldu.. Reha Yalnızcık'ın Kuruçeşme Cream-Art'taki sergisine gittim ilk.. Reha benim Erkekçe takımından.. Ne ünlü ressamlar çıktı Erkekçe'ye çizenlerden.. Ertuğrul Ateş, Ömer Muz, Gürhan Yücel.. İhsan Ardal.. Üç otuz paraya çizerlerdi o zaman.. Şimdi her resimleri bir minik servet..
Reha nasıl insanın içini açan, coşturan tablolar çizmiş.. Girerken kapının yanında, solda bir kırsal var.. Yeşiller ve pembeler.. Ebedi gençlik.. Sonsuz bahar.. Ona dikkatli bakın.. Benimdir..
Yıl 1934.. Edirne Postası gazetesi.. Bir yazar var, edebiyat ve kültür yazıyor.. Bir de genç çaylak.. O da spor..
Sanat yazan, Fuat Uluç.. Babam.. Spor yazan, Fahir Aksoy..
Otuz yıl sonra.. 1964.. Ankara Son Baskı.. Bir yazar var, sanat köşesi onun.. Bir de genç spor yazıyor.. Sanat yazan Fahir Aksoy bu defa.. Spor yazan, Fuat Uluç'un oğlu.. Yani ben..
Baba oğulla 30 yıl ara ile ayni gazetede yazan Fahir Ağabey bugün 90 yaşında ve ülkenin en ünlü Naif ressamı..
İstanbul Modern Sanat Galerisi, Ece, Fahir Ağabey için bir gece düzenledi. Fahir Ağabey Erdek'ten geldi, Cavit Çağlar'ın konuğu olarak Plaza Otel'de kaldı.. Gece de çok tatlı oldu. Gürol Sözen ve Mehmet Güleryüz ne tatlı anlattılar Fahir Ağabey'i.. Ve de Fahir Ağabey ne tatlı anılar nakletti.
Bir sergisinde adamın biri yanına gelmiş.. "Ağabey bu resimleri yapan çocuk kaç yaşında" demiş.. "12 dedim" diyor Fahir Ağabey.. "Helal olsun çocuğa, çok iyi çizmiş be" demiş adam.. "Hayatta aldığım en sıcak iltifattır" dedi Fahir Ağabey.. 90 yaşında yaptığı 8 "Çocuksu" resim, 10 dakikada kapışıldı o gece.. "Hayalimdeki İstanbul" da bende kaldı, arttırmada..
Ece'nin galerisi ayni zamanda kafe ve sanat kitapçısı.. O köşeye yürüdüm, Ertuğrul ve Melekleri (Öyle diyorlar) oturmuşlar.. Ateş'te keyif bin.. Yanında dünya şekeri bir genç kız.. "Tiyatro Oyuncusu" diye tanıştırdı.. "Şarkı söyleyip, dans da ediyor.."
Özgül Sağdıç, Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan İstanbul Şehir Tiyatrosu'na transfer..
"Leyla ve Mecnun provaları yapıyoruz" dedi.. İskender Pala aruzla yazmış öyküyü.. Yalçın Tura müzikleri yapmış.. Yalçın.. Hani ya, ölmez, unutulmaz Keşanlı'nın harika müziklerini yapan adam.. Ali Taygun gibi bir büyük usta da yönetiyor.. Şubatı iple çekeceğiz şimdi..
hıncal uluç
pörpıldeyzi; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 26; İl: Ankara
Önce itirafının yayınlanmış olmasının sevinciyle tüm eş dosta haber verilir, hangisi olduğunu onların da görebilmesi için rumuz da söylenir. Daha sonra asla müstehçen bir itiraf yapılamaz, dayanılamayıp yapılsa bile yayınlanmasından çok yayınlanmaması için dua edilir. Ne, saç rengim mi? Anladınız onu siiz...
bike_racer; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 38; İl: İstanbul
Sucilginturk; bence hiç şikayet etme. Sen sadece bir fotoğraf karesi ile kurtarmışsın, ya ben? Ne zaman televizyonda önemli kanallarımızdan birinde borsa ile ilgili bir haber yayınlansa seans salonundaki brokerların görüntüsü verilir. O görüntülerde bütün gün telefonla konuşmaktan tıkanmış kulaklarını parmağı ile açmaya çalışan kişi ile, yani benle kıyaslandığında gerçekten çok şanslısın.
ahbelindabelinda; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 29; İl: İzmir
Bu ay tam 6 tane gebelik testi yaptım. Negatif çıktı. Gecikmiş de değil üstelik. Ama bekleyemiyorum. Doktorumu aradım, ultrasona girmek istedim, kliniğe gidip kan testi yaptırmak istedim. ´Çıkmaz´ dediler. İki günde bir gidip test aldığım eczacım başta olmak üzere herkes bu çocuk ısrarımı merak ediyor. İtiraf ediyorum; bu aydaki ısrarımın tek sebebi bir aslan doğurmak istememdir!
kırmızı_balon; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 22; İl: İstanbul
16 Aralık Cumartesi günü Bursa Heykel´de çantamın üzerine telefon numarasını yazdığı kağıdı bırakan arkadaş; anladık tedarikli geziyorsun ama bari peçeteye falan yazıp hazırlasaydın da yaptığının bana özel bir şey olduğunu düşünebilseydim. Özenle hazırlanmış minik, fosforlu yeşil bir kağıt ne kadar inandırıcı olabilir ki?
oh.olsun.oh.; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 36; İl: İstanbul
Sevgilim iktidarsız. Aylardır birlikte olamıyoruz. Ama ben arabaya binerken inip kapıyı açıyor, arabanın içindeki aynaya bakmak isteyip açtığımda arasından başıma gül yaprakları yağıyor, sigaramı bile kendi yakıp veriyor ve daha neler neler. Ben nasıl bırakayım bu adamı yaa. Kocam iktidarsız değil de ne oluyor. Öküz işte öküz.
Fıkra Yıldırım Tuna'dan
Jill - Kocan denizde boğularak ölmüş ve sana 10 milyon dolar bırakmış ha?. İnanılır gibi değil.. Okuma yazma bile bilmiyordu!.
Mary - Yüzme de..


Aydınlık ve karanlık İstanbul'da savaşıyor
| 25 Aralık 2006 |
Hani bazılarının düşüncesine göre iyi insan-kötü insan yoktur... İnsanın içinde iyi ve kötü vardır. Hep iyi tarafı öne çıkarsa hep iyi, hep kötü tarafı öne çıkarsa hep kötüdür insan. Ama içinde diğer taraf hep vardır; belki uyukluyordur da, ortaya çıkacağı 'o' günü bekliyordur sabırla... Belki de insan, ömrünü tamamlayıncaya kadar 'o tarafını' bir sandığa hapsetmiştir, anahtarını bile güvendiği bir yerde tutuyordur kimse bulamasın diye... Ama herkesin ortak düşüncesi; iyi ve kötünün ortasının olmadığıdır. Belki bebekken ortası vardır; henüz iyi ve kötünün ne olduğunu bilmemekten kaynaklanan bir bilgisizliktendir o da. Ama sonra grilik kaybolur; siyah ya da beyaz kalır geriye. Aydınlık ya da karanlık... Ayhan Çorbacıoğlu, uzun bir isim verdiği ilk kitabında, bu düşünceye itinayla yer vermiş. Güzeldünya Kitapları tarafından yayımlanan Atlantis'ten İstanbul'a Kadim El Yazmaları'nın Peşinde isimli kitapta, Aydınlık Güçler'in insanlığın evrimini tamamlaması için Karanlık Güçler'e karşı verdiği binlerce yıllık mücadele ilginç bir kurguyla anlatılıyor. Bir sandıkta saklanan ve içinde yeryüzündeki her şeyin kökenini anlatan 'Kadim El Yazmaları' ise mücadelenin en önemli nedeni... Uygurlar'dan başlayan hikaye İstanbul'a kadar dayanıyor. Özenli bir araştırma ve uzun soluklu bir çalışma sonucu yazıldığı her halinden anlaşılan kitap, biraz egzotik, biraz otantik, biraz fantastik...
KİTAPTAN
İnsanlar... Doğanın gizli bilgi ve güçlerini kendi kişisel çıkarları amacıyla kullanmaya başlamaları, çöküşlerinin başlıca nedenlerinden biriydi. Kendisine tutulup aşık olanların hatta daha da ileri giderek, kendisine tapınmayı seçenlerin sayısı hiç de az değildi. Bilgi, artık çoğu insanın sapık tutkularını tatmin etmek ve gün be gün büyüyen egolarını doyurmak için kullanılan bir araç haline gelmişti. Yani bu durum; bir bakıma, bilginin henüz hazır olmayanların eline geçmesiydi de denilebilir. Eğer bilgiyi kullanan zihinler ahlaki değerlerini yitirmişlerse, işte o zaman onların hem bulundukları topluma hem de kendilerine zarar vermeleri kaçınılmaz bir sonuç olacaktı. Öyle de oldu!
ve diğerleri,
şu tatlı yalanlara bürünmüş gidiyoruz.
Aşkın Dili
Hep "aşkın dili olsa da konuşsa" deriz. İşte birgün aşk konuşmaya başlamış ve demiş ki :
- "Ey insanlık hep peşimden koştunuz, bana ulaşmaya çalıştınız. Aslında bana ulaştınız ama hiç farketmediniz. Benım için ağladınız zaman bile size hep yalan belki de şaka gibi geldim. Bana hep yakıştırmalar yaptınız. Size bir hikaye anlatayım.
Birgün küçük bir kedi kuyruğunu yakalamak için hep kendi etrafında dönüp duruyormuş ve büyük kedi dayanamayıp ne yapmaya çalışıyorsun diye sormuş. Yavru kedi de bana ancak kuyruğumu yakaladığım zaman mutluluğa ulaşacağımı söylediler. Ben de onun için uğraşıyorum diye cevap vermiş.
Büyük kedi gülmüş ve "ben de küçükken senin gibiydim. Hep kendi etrafımda döner, kuyruğumu yakalamaya çalışırdım ama birgün durdum ve düşündüm ve yürümeye karar verdim işte o zaman anladım ki zaten o benim peşimden geliyordu."
İşte şimdi anladınız mı? Aşk bir kedinin kuyruğudur ki ona ulaşmak için peşinden koşmanız gerekmez, o zaten her hareketinizde arkanızdan gelir
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
1 yorum yazılmıştır
Yazan:haspinar | Tarih: 2007-01-09 13:57:06Konu: yorum
mrhb yazılarınızı okudum elinize yüreğinize sağlık bukadar emek vermişsiniz
Bağlantı » »





