23/12/2006 · Kategori: harici zirvalar

merhaba arkadaşlar.artık bloğumu artık yeni bir sayfa düzeniyle günlük olarak hazırlayacağım.

umarım beğenirsiniz.diğer yazılarım hayaliperde de yayınlanmaya devam edecek.oraya da beklerim

dostçakalın sevgiyle kalın.

 

ayrıca yeni sayfa düzenim için siz dostların yorumlarını bekliyorum..

 

23.12.2006 CUMARTESİ

 

 

Ah...

yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
bulutlu siyah ah bulutları eflatun
o boy aynasından çıktı fransız malı
vişne asiti vardı tadında rujunun
ah sinema yıldızı falan olmalı
ağızlığı kristal son derece uzun
bir kibrit çakıldımı ah yağmurluklu kız
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
saçlarından incecik süt tozu dökülüyor
sağanak gibi derin, ağaçlar gibi yalnız
karartma başlamış ışıklar örtülüyor
ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
kırkmaları mor salkım, göz kapakları saydam
çok vapurun battığı bir liman orospusu
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
ay ışığında deniz akardiyon solosu
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
tavana asılmış sosyalist saçlarından
ah sabah sabah omuzları kan içinde
işkence sonrası genç bir kadın militan
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
adı bile çıkmamış dudaklarından
doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde

 

ATTİLA İLHAN

 

 

Karımı 1998'in sonbaharında kaybettim... Yedi senelik evliliğimizin iki
senesini kanser tedavisi için hastanelerde geçirmiştik. Karim, her evlilik
yıldönümümüzde ikimizin fotoğrafını çerçeveler, "Bunlar bizim hayatimizin
gölgeleri" derdi.. Öldüğünde, yedi tane resmimiz vardı.

97'in bir gecesinde onu aldattım. Oysa ona sürekli onu ne kadar çok
sevdiğimi ve sonsuza kadar sadık alacağımı söylerdim. Ölmeden iki hafta önce yine aynı şeyi tekrarladım. Tuhaf bir gülümsemeyle baktı bana ve sadece: "Biliyorum" dedi. İzmir’e kar yağdığı gün, yani bir ay önce,evdeydim. Fotoğraflarımıza bakıyordum yine... Her çerçevenin altında bir
harf olduğunu ilk kez o gün fark ettim.
- A.
- R.
- K.
- A.
- S.
- I.
- N.
Gerisi için yılları yetmemişti. Ama sanırım "Arkasına bak" yazmaya filan
niyetlenmişti. Hemen çerçevelerin arkasına baktım. Hiçbir şey yoktu. Sonra
bir şey dürttü beni, hepsini teker teker söktüm. inanabiliyor musunuz, her
birinin arkasından bir mektup çıktı! Geçirdiğimiz her sene için sevgi dolu
sözler yazmıştı.
1997'deki resmimizin içinden çıkan zarf ise simsiyahtı. Ve içinden su
sözler çıktı:
"14 Mart 1997/Gözlerin bana başka birine dokunmuş gibi baktı/ Söylemene
gerek yok, biliyorum..."
2002'deyiz. Onu kaybedeli 4, aldatalı 5 yıl oluyor.
İçim acıyor simdi.
Çünkü kadınlar biliyor, hissediyor...
Seni seviyorum diyenin sevgisinden şüphe et, çünkü; aşk sessiz, sevgi
dilsizdir

 

 

фото | Виктория Кузнецова | Призывая горные снега...

 

                                                                                      hoş bir çalışma...

 

 

 

 

keş_keş; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 24; İl: İzmir
MSN'de konuşurken amcama aşkım, eski sevgilime bitmeyen sevdam, benden hoşlandığını bildiğim bir arkadaşıma minik kurbağam dedim. Sevgilimle konuştuğumu zannedip etrafı iltifatlara boğduğum için de iletime "Bugun kimse beni ciddiye almasın seni seviyorum" yazdim. Seni seviyorum´dan kastım ´rica ediyorum´ olacaktı. Magma yolları taşlı geliyor sarı saçlı.

 

Yvaine; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 20; İl: İstanbul
Üniversite finallerim sağolsun, tam 48 saattir ayaktayım, yarınki sınava hazırlanıyorum. Tabii ben tüm gece ders çalışırken yurttaki oda arkadaşım fosur fosur uyuyor. Son iki gecedir uykusunda ağladı, rüyasında gördüğü birileriyle sesli sesli konuştu, kahkaha attı ve bir kez de oldukça sesli bir şekilde gaz çıkardı. Düşüncelerim mi? Ben günlerce masabaşında inekleyedurayım, kızın uykusunda bile hayatı benden daha hareketli! Allah'ım ben nerede yanlış yapıyorum?!

 

dove1985; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 21; Ülke: ABD
Uzun süredir Amerika'da yaşıyorum. Burada istediğimi giyip istediğimi yapmaya ve kimsenin bunu umursamamasına o kadar alıştım ki İstanbul´a geldiğimde ilk aklımdan geçen şöyle bir etek ya da dar pantolonla 10 dakika yürüsem de kendime güvenim yerine gelse oldu. Yok, biz kadınlardan adam olmaz...

 

istemembenrumuz; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 27; İl: İstanbul
Dünya yakışıklısı, anlayışlı, zeki, gencecik, muhteşem bir adamla evli olduğum halde şişman, orta yaşlı ama kendince çok hoş özellikleri olduğunu sandığım bir adam, önce ona aşık olmam için elinden geleni yaptı, kalbimi ona açtığım anda da beni terk etti. Ağlamaktan gözlerim şişti, yeni yeni kendime gelmeye başladım. Haydi itiraf.com ahalisi bir ağızdan müstehak sana diye bağırın da kendime geleyim artık.

 

 

cep telefonları hk.

 

Milli Eğitim Bakanlığı, lise öğrencilerinin cep telefonu kullanımından kaynaklı disiplinsiz davranışlarını önlemek amacıyla "Ortaöğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmeliği"ndeki kınama, kısa süreli uzaklaştırma, tasdikname ile okuldan atma ya da örgün eğitimin dışına çıkarma cezalarını, bilişim araçlarıyla gerçekleştirilen disiplinsiz davranışlara da uyarladı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın üzerinde çalışmalarını tamamlayarak Başbakanlığa gönderdiği "Ortaöğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmeliğe", son günlerde sık sık kamuoyunun gündemine gelen, öğrencilerin cep telefonu kullanımının okullarda yarattığı disiplinsiz davranışlara ilişkin yeni hükümler konuldu.

Yönetmeliğin

tanımlar kısmına "bilişim araçları" ifadesini koyan Bakanlık, bu araçları "ses ve görüntü kaydı yapma özelliği olan cep telefonu ve kamera ile bilgi toplama, saklama, tasarlama, işleme, aktarma ve çoğaltmada kullanılan bilgisayar, internet, MP3 çalar, DVD, CD, çağrı cihazı" olarak tanımladı.

İZİNSİZ KONUŞAN KINANACAK

Bilişim araçlarıyla gerçekleştirilen disiplinsiz davranışlar dercesine göre yönetmelikte öngörülen cezaların herhangi birine çarptırılacak. Buna göre, "bilişim araçlarını, okul yönetimi ile öğretmenin bilgisi ve izni dışında konuşma yaparak, ses ve görüntü alarak, mesaj ve e-mail göndererek ve bunları arkadaşlarıyla paylaşarak kötü amaçlı kullanmak" eyleminden dolayı öğrenciler "kınama" cezasına çarptırılacak.

Bilişim araçları ile yönetici, öğretmen, eğitici personel, memur, diğer görevliler ve ziyaretçiler ile öğrencileri rahatsız edici davranışlarda bulunmak" eylemini gerçekleştirilenlere, "okuldan kısa süreli uzaklaştırılma" cezası verilecek.

"ETİK" İHLALİN CEZASI TASDİKNAME

Yönetmelikte, bilişim araçlarının neden olacağı disiplinsizlik davranışların "etik" derecesi de konuldu. Buna göre, "yönetici, öğretmen, eğitici personel, öğrenci, memur, diğer görevliler ve ziyaretçilere etik olmayan ses, söz ve görüntülerle zarar verici davranışlarda bulunanlar", okuldan tasdikname ile atılacak.

ÖRGÜN EĞİTİMDEN DE ÇIKARTILABİLECEK

Öğrenciler, bilişim araçlarıyla neden oldukları disiplinsiz davranışları nedeniyle örgün eğitimden de çıkartılabilecek. Bilişim araçları nedeniyle örgün eğitimden çıkartma cezasına çarptırılacak eylemin şekli, yönetmelikte şöyle ifade edildi:

"Bilişim araçları ile toplum değerlerine aykırı zararlı, bölücü, yıkıcı, ahlak dışı ve şiddet içerikli yasak yayınlar bulundurarak kişi ve kurumlarla ilgili ses, söz ve görüntüler alıp bunları çoğaltmak, sanal ortamlarda dinlemek, dinlettirmek, izlemek, izlettirmek, yaymak ve ticaretini yapmak."

 

 

 

          güzel kelebekler....

 

фото | Mihaella | batterfly party

 

          nefis bir çalışma olmuş...

 

 

 

İsveç'in kuzey ucunda, Kutup Dairesini çevreleyen buz çölünde bulunan ESRANGE uzay üssünden her yıl tonlarca ağırlıkta birçok füze fırlatılıyor. Bu koca füzeler minicik deney cisimleri taşıyor. Bu pahalı araştırma projesinin amacı ne mi? Yüksek bilimsel değeri olan bazı malzemeleri kısa bir süre için yerçekimsiz ortama göndermek...

Önce, dünyevİ olmayan bir parıltı; insanın gözleri sanki dev bir kaynak makinesinin alevine bakmış gibi kamaşıyor. Ardından kalkış rampası kesif bir duman bulutunun içinde kayboluyor. İki, üç saniye boyunca sanki bütün bu olanların sesi yokmuş gibi, ancak ondan sonra ses dalgaları güvenli bir uzaklıkta, "Radar Tepesi"nde bekleyen izleyicilere ulaşıyor.
Ses uzun bir gök gürültüsü gibi yankılanırken "Maxus" tipi füze Kuzey İsveç semalarına yükseliyor. İnsan taşımadığı için, Cape Canaveral'dan havalanan insanlı bir füzeden çok daha yüksek bir ivmeyle hızlanabiliyor. Bir dakika geçmeden buradan bir füzenin fırlatıldığını gösteren tek işaret olarak yoğun bir duman sütunu kalıyor.
Markus Braun ve onun gibi başka birçok bilimci bu an için iki yıl boyunca çalıştılar. Bu an için, Braun dokuz gün önce Avrupa'nın bu en ıssız bölgelerinden birine gelip deneyinin son hazırlıklarını yaptı: Yerden 100 kilometre yükseklikte gerçekleşecek olan bir deney bu, İsveç'in Laponya bölgesinde, Kiruna şehri yakınlarında, kısa adı ESRANGE olan "European Space Range"den başlayan bir uçuşta yapılacak bir deney söz konusu.
Kutup Dairesinin 150 kilometre kuzeyinde, dünyanın karadan boş okyanuslara değil de karadan karaya atış yapabilen tek füze kalkış rampası bulunuyor. Bu mümkün çünkü istasyonun geniş çevresinde istatistiksel olarak kilometrekarede sadece bir kişi yaşıyor.
Braun bir biyolog, ESRANGE'de misafir araştırmacı olarak bulunuyor. Bitkilere hangi yöne doğru büyüyeceklerini fısıldayan o gizemli mekanizmayı araştırıyor. Birçok bitki türünün güneş ışığına yöneldiği biliniyor. Yine de bitkilere en azından ikinci bir yön gösteren daha olmalı; yoksa toprağın altında çimlenen tohum filizin ne tarafa, kökün ne tarafa büyüyeceğini nasıl bilebilir? Bitkilere yön gösteren bu ikinci unsur, yerçekimi.
Yerçekimi yerkürenin merkezine doğru hareketiyle, böylece bitkilere düzgün bir yönelim sağlıyor. Ağaçlar bu sayede, en eğimli yamaçlarda bile dikey doğrultuda büyüyebiliyor. Yerçekimi biyolojisinde bütün mesele organizmaların yerçekiminin yönünü nasıl algıladıklarını anlamakta yatıyor. Bu çerçevede, chara türü suyosunlarında hangi hücrelerin yerçekimini "hissettiği" anlaşılmış durumda: Bunlar rizoit denen kök benzeri hücreler, sürekli aşağıya doğru gelişiyor ve yosunun yere tutunmasını sağlıyorlar.
Bu sürecin nasıl işlediğini daha ayrıntılı anlamak için yerçekimini ortadan kaldırabilmek iyi olurdu. Mesela bitkilerin algılayabilmesi için en az ne kadar yerçekimi gerekir?
Sorularına cevap alabilme amacıyla Markus Braun'la ekibi suyosunları için bir uzay gezisi örgütledi. Minik yosun fidelerini pleksiglastan kaplara yerleştirdi ve bunları agar denen, jölemsi, iplik şeklindeki kök hücrelerinin büyümesine ortam sağlayan maddeyle doldurdu. Araştırma füzesinin roketi bir dakika sonra yanıp bittiğinde, Maxus füzesi tam 13 dakika süreyle yerçekimsiz ortamda olacak. Deney videomikroskop aracılığıyla canlı olarak izlenebiliyor. Suyosunlarının özelliği, çok hızlı büyümeleri. Yosun kökleri nasıl davranacak? Hangi yöne doğru büyüyeceklerine dair belirtiler 13 dakika gibi kısa bir zaman dilimi içinde bile gözlemlenebilecek.


 

Yazı: Peter Thomsen

 

 

 

 

 

Fıkra Yıldırım Tuna'dan Müzayede devam ederken adamın biri yerinden kalkarak kürsüye gelmis,kulağına birşeyler fısıldamış.
Sunucu önündeki çan'a bir kere dokunarak yüksek sesle "Sayın misafirlerimiz.." demiş, "Bu beyefendi salonumuzda içinde 10 bin dolar bulunan kahverengi deri cüzdanını kaybetmiştir.. Cüzdanı kendisine getirene 2000 dolar mükafat vereceğini söylüyor.."
Bir an bir sessizlikten sonra arka sıralardan biri bağırmış.. "2500!.."


 

 

 

 

evet yeni düzen böyle arkadaşlar..

yorumlarınızı bekliyorum.....!

 

 

 


 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2006-12-25 20:25:00
Konu: yine güzel

Ya ben bir anormallik görmedim.Yine harikasın.yine muhteşem bir sayfa daha...
ve bana sorsalar seni blogcular arasında tek geçerim..ellerine sağlık..ne diyeyim..

..........
övgü dolu satırların beni çok mutlu etti.teşekkür ederim...

Düzenleyen hayalperdesi gün: 26/12/2006 saat: 09:00

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »